Dergi Ara >>
Yıl:2019; Cilt: 10; Sayı: 3>> Özet
TAM METİN
Psikiyatri Hemşireliği Dergisi; 2019;10(3):197-203
Gebelerin prenatal sıkıntı düzeyleri ile ilişkili faktörler
EB Yılmaz, E Şahin
Giresun Üniversitesi, Giresun
Amaç: Bu araştırmada gebelerin prenatal sıkıntı düzeyleri ile sosyodemografik özellikleri, gebeliğe ilişkin faktörler ve psikolojik dayanıklılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Giresun ilinde bir kadın doğum hastanesinin kadın hastalıkları ve doğum polikliniklerin- de yürütülmüştür (n=243). Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Prenatal Distress Ölçeği ve Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde Spearman korelasyon analizi ve Binary lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Prenatal sıkıntı düzeyi puanı ortalaması 11.63±6.40’dır. En fazla ‘bebeğin bakımı ve doğum sonrası yaşam ile ilgili endişeler’ alt boyutunda sıkıntı düzeyinin yüksek olduğu saptanmıştır. Riskli gebelik yaşayan, kronik bir hastalığı olan, gebeliğinde sağlık sorunu yaşayan ve bu nedenle ilaç kullanan gebelerin prenatal sıkıntı düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Gebelerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri ile prenatal sıkıntı düzeyleri arasında negatif yönde zayıf bir ilişki bulunmuştur (r=0.241, p<0.05). Sonuç: Gebelik dönemine ilişkin sorunlar yaşayan gebelerin prenatal sıkıntı düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Prenatal sıkıntı özellikle bebeğin bakımı ve doğum sonrası yaşam ile ilgili endişeleri kapsamaktadır. Elde edilen bu sonuçlar literatür ile benzerlik göstermektedir. Gebelerin prenatal sıkıntı düzeylerini etkileyen bu faktörlerin bilinmesi, riskte olan gebelere yeterli psikososyal bakımın ve desteğin verilmesi konusunda hemşirelere rehberlik edecektir.
Factors associated with prenatal distress levels of pregnant women
Objectives: This study aimed to determine the association between prenatal distress levels and sociodemographic characteristics, pregnancy-related factors, and resilience levels of pregnant women.?Methods: This study was carried out at the gynecology and obstetrics clinics of a maternity and children hospital in Giresun (n=243). The data were collected using an Information Form, Revised Prenatal Distress Questionnaire, and Resilience Scale for Adults. Spearman correlation analysis and binary logistic regression analysis were used in data analysis. Results: The mean prenatal distress total score of the women was 11.63±6.40. The concerns about baby care and post- partum life had the highest score. Prenatal distress levels of pregnant women with a risky pregnancy, a chronic disease, a health problem during pregnancy, and who used medication due to this problem were high (p<0.05). There was a negative weak correlation between the prenatal distress levels and the resilience levels of pregnant women (p<0.05). Conclusion: Pregnant women who experience pregnancy-related problems have higher prenatal distress levels. In particular, prenatal distress includes concerns about baby care and postpartum life. These results are similar to those in the literature. Nurses’ awareness of factors affecting prenatal distress can guide them in giving sufficient psychosocial care and support during pregnancy.