Dergi Ara >>
Yıl:2017; Cilt: 25; Sayı: 1-3>> Özet
TAM METİN
Kriz Dergisi; 2017;25(1-3):1-17
Kişilik bozukluklarının tanısı: yeni bulgular ile tanıda kullanılan anket ve ölçekler
EA Ertan, VŞ Cankorur
Ankara Üniversitesi, Ankara
Kişilik bozukluğu biliş duygulanım,dürtü denetimi ve kişilerarası ilişkilerde sorunlara sebep olan, süreklilik gösteren davranış örüntüleri olarak tanımlanabilir. Bu örüntülere tanı konulması ve tedavi süreci, kişinin kendisine ve çevreye yarattığı risklerin azaltılması yönünde önemli olduğu kadar zordur. Son yıllarda kişilik bozukluklarına yönelik genetik ve nörogörüntüleme çalışmaları yapılmasına rağmen henüz tanıda kullanılabilecek bir biyobelirteç mevcut değildir. Tanıda kullanılmak üzere kişilik bozuklukları ile ilişkili kuramlara dayalı olarak oluşturulmuş birçok görüşme ve ölçek bulunmaktadır. Fakat bu ölçek ve görüşmelerin çok azı dilimize çevrilmiş ve Türk hekimlerinin kullanımına sunulmuştur. Tanıda ve araştırmalarda kullanılmak üzere dünyada sıklıkla kullanılan ölçek ve görüşmelerin Türkçe geçerlilik güvenilirlik çalışmalarının yapılmasına, Türk toplumunun özellikleri dikkate alınarak oluşturulabilecek yeni ölçeklere ihtiyaç vardır.
Diagnosis of personality disorders: recent findings and diagnostic questionnaires
Personality disorders can be defined as, sustained behavioral patterns that cause problems in affectivity, cognition, impulse control and interpersonal relationships. To reduce the risks that a person with personality disorder can cause for himself and his environment, diagnosing these disorders is crucial and also difficult in these circumstances. Although genetic and neuroimaging studies for personality disorders have been conducted recently, there is no diagnostic biomarker available yet. There are many questionnaires and interviews based on theories about personality disorders constituted for diagnosis. Still too little of these were translated to Turkish and served for Turkish clinicians. There is a need for Turkish adaptation, validity and reliability studies of these mostly used tools and development of new questionnaires suitable for Turkish society should be taken into consideration.