Dergi Ara >>
Yıl:2017; Cilt: 28; Sayı: 4>> Özet
TAM METİN
Türk Psikiyatri Dergisi; 2017;28(4):246-254
Major Depresyon Hastalarında Çocukluk Çağı Travmaları ve Başa Çıkma Tutumlarının Cinsiyete Özgü Farklılıkları
A Gül, H Gül, NE Özen, S Battal
Ufuk Üniversitesi, Ankara
Amaç: Çalışmamızın amacı majör depresyon hastalarında çocukluk çağı travmalarını ve travmaların başa çıkma yöntemleri üzerindeki etkisini araştırmak, cinsiyete özgü farklılıkları ortaya koymaktır. Yöntem: Çalışmamıza 100 (50 kadın, 50 erkek) majör depresyon hastası dahil edildi. Hastalara Sosyodemografik Veri Formu, Beck Depresyon Ölçeği (BDO) ve Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği (COPE) uygulandı. Hastaların çocuklukta istismar ve ihmal yaşantıları Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (CTQ-28) kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: İlk olarak travma mağduru kadınlarda daha çok duygusal odaklı, erkeklerde ise sorun odaklı ve işlevsel olmayan başa çıkma yöntemlerinin kullanıldığı saptandı. İkinci olarak, her iki grupta da depresyon derecesi ile tüm travma türleri; cinsel istismar ile duygusal odaklı başa çıkma puanları arasında pozitif bir ilişki saptandı. Ek olarak, travmanın erkeklerde daha fazla başa çıkma yöntemi farklılığına yol açtığı belirlendi. Son olarak çok değişkenli lineer regresyon modeline göre her iki cinsiyette de cinsel istismara maruz kalmanın duygusal odaklı yöntemlerin kullanımı ile pozitif şekilde ilişkili olduğu saptandı. Depresyon şiddetinin ise, yalnızca erkeklerde, duygusal odaklı ve işlevsel olmayan baş etme yöntemlerinin kullanımı için bağımsız bir prediktör olduğu belirlendi. Sonuç: Çocukluk çağı travmaları ve cinsiyete özgü başa çıkma yöntemleri hakkında bilgi sahibi olmak, depresyon riski ve tedaviye yanıtı belirlemede yardımcı olabilir. Gelecek çalışmaların bu alandaki belirleyiciler ve nedenler üzerine yoğunlaşması gerekmektedir.
Differences Between Childhood Traumatic Experiences and Coping Styles for Male and Female Patients with Major Depression
Objective: The aim of this study was to evaluate the impact of childhood traumas, determine their effects on coping skills, and assess gender specific differences in patients with major depression. Method: Fifty female and fifty male patients with unipolar depression were enrolled. All patients were administered sociodemographic a data form, the Beck Depression Inventory, and subjected to a COPE Scale. Experiences of childhood abuse and neglect were assessed by the Childhood Trauma Questionnaire (CTQ-28). Results: First, female patients with childhood traumas were found to use emotion focused coping styles whereas, male patients used problem focused and less useful coping styles more frequently. Second, there were positive relationships between childhood trauma scores and depression severity, childhood sexual abuse, and emotion focused coping styles in both male and female groups according to correlation analyses. In addition, childhood traumas led to further modifications on coping styles in the male group. Finally, a multiple linear regression model was used to identify independent predictors of coping styles. For both men and women, it was shown that childhood sexual abuse was significantly and positively related to emotion focused coping styles. Depression severity was the other predictor for emotion focused coping styles and was less useful in only the male group. Conclusion: Increased information on childhood trauma history and gender specific coping strategies could help to identify individual’s at risk for depression and/or predict response to treatment. Future studies should focus on the prospective investigation of potential predictors and mediators in this area.